Aslında ben bir Japonum… Gözlerim çekik olmayabilir, bu benim Japon olmadığım anlamına gelmez bence. “Kanıtla o zaman” diyenleri duyar gibi oluyorum. Hepsine toptan cevabım, “Siz benim Japon olmadığımı kanıtlayıverin bir zahmet”. Benim sizin sofistike vehimlerinizle kaybedecek vaktim yok. Biz Japonlar çalışkan olmamızla meşhuruz vesselam.

Tamam suşi sevmiyorum. Hatta hiç yemedim ve yemeye de niyetim yok. Hemen yüzünüzde beliren “Bak nasıl da tongaya düştü, şimdi itiraf edecek Japon olmadığını” tebessümünü görür gibi oldum. Fakat fazla heveslenmeyin. Adı Türkiye olan bu memlekette Türk olduğunu söyleyip tarhana çorbasının bir alt kültür besini olduğunu, İtalyan spagettilerini ezbere bilip yöresel lezzetleri aşağıladığını çok işitti bu kulaklar. Onlar ne kadar Türk kültürünün temsilcisiyse ve kendilerine “Türk” diyorsa ben de öyle bir Japonum işte. Yabancılaşmış olabilirim ama bu Japonluğumun önünde engel olmasa gerek.


Günlük yaşamımda Ojigi’yi (Japon selamı oluyor kendisi) hiç kullanmam. Hoşlanmıyorum kendisinden. Hatta bazen saçma bulduğumu da söylemek zorundayım. Heyecana gerek yok, bu da benim Japon olmadığımı kanıtlamaz. Selamunaleyküm diyenin bazı çevrelerde “aşağılık, yobaz, gerici, görgüsüz” gibi sıfatlarla anıldığı, kendine saf Türk diyenlerin “Hi” ile güne başlayıp, “Bye” ile noktaladığı bir memlekette yaşıyorum ben. Onlar gibi bir Japon olamaz mıyım?

Şintoist yada Budist olduğumu söylesem bana inanmak durumundasınız. Fakat her ikisinin de tapınaklarının önünden geçmiş değilim. Buda’nın heykeli rahiplerin turuncu kostümleri beni hep gülümsetmiştir. Onları ve onlara inananları maziye takılmış bir güruh olarak görür ve hep zihnimde ikinci sınıf yada bağnazlar grubuna yerleştiririm. Budizmin yasak ettiği birçok şeyi yaptığımı da itiraf etmeliyim. Dindar olmadığımı kabul ediyorum ama “Elhamdülillah Müslümanım” deyip dininin giriş düzeyindekiler hariç hiçbir gerekliliğini yerine getirmeyen ve içi temizler kafilesinin vazgeçilmez parçalarından olan Türkiye’nin bir kısım Müslümanları kadar dindarım işte.

Tiz nağmeler kulağımı tırmalar çoğu zaman. İnce sesli de değilim üstelik, boyum da pek kısa sayılmaz. “Mıy mıy mıy” şarkıları demode buluyorum. Hatta batı müziği ile yıkanmamış kulakların duyma yetilerini yitirmiş sayarım çoğu zaman. Türkiye’deki türkü karşıtlarının bir Japon izdüşümüyüm işte. Onlar ne kadar Türk ise ben de o kadar Japonum.

Var mı itirazı olan?

Ümit Çetin – 07.10.2015

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here